Biraz da gezelim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Biraz da gezelim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

23 Ekim 2013 Çarşamba

Bakınnnn ne buldummmmm...



Bu sabah erkenden uyandık, uyanır uyanmaz yola çıktık. Hava güneşliydi aslında ancak erken saatler olduğundan olsa gerek araba çok soğuktu. Araba koltuğuna oturttuğum Kuzey'in de üşüdüğünü hissettim. Hava soğuk bile olsa "Örtünmem, hayır hayır istemiyorum", uykusunda örtsem bile hisseden uyanan ve ağlamaya başlayan Kuzey bu sabah beni biraz şaşırttı ve üzerine örtmemi ister misin diye sorduğumda "hadi,hadi" diye cevap verdi. Boğazına kadar örttüm ve keyifli keyifli yol aldık.

İstikamet üniversite... Ben işlerimi hallederken bir yandan Kuzey ile saklambaç oynadık, o saklandı ben buldum. Ben saklandım o buldu. Derken bir ara babasıyla uzaklaştılar ve bakınnn ne bulmuşlaaaarrrr:


Buna benzer daha bir sürü tarımda kullanılan araç... Hepsini tek tek inceledik, bende çok keyif aldım. En kısa zamanda yeniden gelmek üzere söz vererek kampüsten ayrılmaya ikna edebildik. Haftaya bize yine kampüs yolları göründü anlayacağınız.

15 Ocak 2013 Salı

bugün canım çok sıkkın...

Günlerden pazar, evde kuzey ile başbaşayız. 2 gün önceden bahsediyorum. Kuzey'in bugün canı çok sıkkındı. Aslında bir kaç gündür böyle. Her istediğini ağlayarak anlatmaya çalışıyor ve ben ağlamasının o an ne için olduğunu anlayamıyorum her zaman. Anladığımda her istediğini yapamıyorum. Yapamadığımda kuzey ağlama krizine giriyor. Bir kaç gündür bu krizlerden öyle yoruldum ki, pes ettim... İstediklerini yapar oldum. Biliyorum bu ağlamalar oğlumu da yıpratıyor. Neyse pazar günümüze geri dönersek, evde zorlu bir çorba içiş operasyonunun ardından, daha fazla dayanamayıp soluğu bahçede aldık. Evimizin önündeki çocuk parkında... Arabaları farkedinceye kadar her şey çok güzel gidiyor ancak arabaları farketmesiyle yola doğru koşturması bir oluyor. Sonrasında aldatmak mümkün değil, yeni bir ağlama krizi... Sonuç, yolun başına koyduğum kuzey aşağıdaki fotoğrafta göründüğü gibi neşe içinde anayola koşturuyor :)


Sonrasında huysuzluğu devam eden kuzey, merdivenleri de tek başına çıkmak konusunda ısrar etti... Erdinç fotoğrafı görünce düşebilirdi diye endişe ettiyse de, adımları çok kararlıydı.






Eve döndüğümüzde biraz uğraştıktan sonra uyudu. Bende biraz rahatlamış hissettim kendimi. Uyandığında Erdinç de eve gelmişti. Kuzey için ıspanak yemeği pişirmiştim, tadına bile bakmadı. Akşam yemeğinde balık olduğunu öğrenen kuzey, hapur hupur keyifle yedi...

9 Ocak 2013 Çarşamba

Her yer bembeyaazzzzz !


Her yer bembeyaaaazzzzz... İlk kar ile dün akşam tanıştı. Kuzeyi sımsıkı giydirip dışarıya çıktık. Binadan dışarı çıktığımızda, etrafın bembeyaz bir renge büründüğünü gördüğünde adım atmak istemedi yerinden bile kıpırdamadı. Kucağımıza alıp karın üzerine koyduk o zaman yürümeye, koşturmaya başladı, yürüken de aaaa aaaaa bu neeeee aaaaa diye söyleniyordu. Evimizin arka bahçesindeki çocuk parkına gittik, salıncak ile oynarken üzerindeki karları yemeye başladı.




Kaydıraktaki karları temizlemeye çalıştı, alabildiğine koştu. Düştüğü zaman kalkmakta epey zorlandı. Yüzünü gökyüzüne kaldırdığında yağan karları da yemeye çalıştı :) Ayakkabısındaki karlardan hoşlanmadı, bu neee bu neee diyerek temizlemeye çalıştı. Çalıların üzerindeki karları elinle vurarak düşürüp karın etrafa saçılmasını izledi.


Kara yatırdığımızda ise hiç hoşlanmadı, ağlamaya başadı. Burnu kızarınca hemen eve döndük. Ertesi gün öğle uykusundan sonra yeniden çıktık, yine başta adım atmak istemedi. Yine üzerine bulaşan karları temizlemeye çalıştı. Bugün ise bebek arabamızla çıkalım biraz daha uzun kalalım istedik. Bebek arabamızı okulda bırakmıştık ve kar aniden bastırınca getiremedik, dolayısıyla annemin kullandığı puset ile çıkmak zorunda kaldık. Karda kullanmak bir hayli zordu. Kuzey, bebek arabasında oturmaz diye düşünürken yol boyunca "gık" demeden pusetinde oturup etrafı izledi. Bizde bu sayede konuşa konuşa, karın keyfine vararak bir yürüyüş yapmış olduk. Markete de uğradık, o kadar acıkmıştı ki meyve suyu rüşveti vermek zorunda kaldık :( Eve ulaştığımızda ise biraz da karla oynaman için seni kardan adama çevirdik...



Evde beraber camdan dışarıyı izledik, şekiller puzzle ını yaptık, artık üçgen ve dairenin yerini kolayca bulabiliyorsun. Biraz da legolardan kule yaptık. Derken miniminnacık arabasıyla oynarken uyuya kalmışşşş.... 








7 Ocak 2013 Pazartesi

Yağmur ve miniminnacık araba...

Dün akşam saatlerinde dışarıya çıktık, hava yağmurluydu ama keyif aldığını farkedince eve geri dönmek istemedim. Seninle dışarıda daha çok vakit geçirmek istiyorum ama " hava çok soğuk" , "üşüteceksin" ikazlarına her zaman karşı koymayı başaramıyorum. Yine böyle bir akşamda alışveriş merkezine yöneldik. Hava gerçekten soğuktu, zaten bugünde her yer bembeyaz kar örtüsüyle kaplandı. Dünkü soğuk hava, karın habercisiymiş. Neyse önce senin için puzzlelar aldık. Bazıları çoook ileride kullanmak için aslında... Yine de aldım çünkü ileride seninle beraber oynayabileceğimiz aktiviteleri, oyunları biriktirmeye karar verdim. Zamanın hızlı aktığını ve benim ona yetişmekte zorlandığımı hissetmeye başladığımdan beri "biriktiriyorum" :) Annemin ve Erdinç'in itirazlarına rağmen, şimdi kullanamayacağımızı bildiğim halde halde satın aldım, çünkü daha planlı hareket etmek istiyorum. Daha doğrusu zaman aktivete planlayarak geçmesin, bir şeye karar verdiğimde tüm ihtiyaçlarımız elimizin altında olsun, oyunlarımız da doğaçlama gelişsin istiyorum. Konuyu dağıtmadan, dün akşama geri dönersek... Bir de miniminnacık bir araba aldık. Aslında yeteri kadar araban olduğunu biliyorum ama bu miniminnacık :) avucuna sığacak bir arabanın seni mutlu edeceğini düşündüm. Tam da tahmin ettiğim gibi çok hoşlandın, belki de mutlu olman için elindeki oyuncağının araba olması yeterlidir. Alışveriş merkezinin ortasında yere uzanıp arabayla oynamaya başladın, etraftaki onca insana aldırmadan.



Böyle anlarda bazen içim içimi yese de müdahale etmiyorum. O esnada yanımızdan Engin Benli geçiyordu, o da diğer herkes gibi dönüp haline gülümsedi. Artık gitme vakti geldiğinde asıl güzel kısım başladı. Annemlerin marketten çıkmasını araba beklemeyip; o buz gibi havada yakalamaç oynadık, ıslak kaldırımda o minicik arabasını gezdirdik, su birikintilerinde zıpladık, ıslak kaldırımda yuvarlandık, ıslak toprağı mıncıkladık, kirli ellerimizi üzerimize sildik... Alışveriş merkezinin ışıklandırmasının renkten renge bürünmesini hayretle izledik, biraz daha koştuk, yağmur damlaları bizi yeterince ıslatmıştı ki annemler geldi eve dönmeye karar verdik. Ev sımsıcaktı... Hemen üzerimizi değişip yemeğe oturduk. Bu akşam pek iştahın yoktu, hamsi seviyorsun aslında ama dün akşam salata yemeği tercih ettin. Sonrasında şekiller puzzle nı ben yaptım sen bozdun, ben yaptım sen bozdun :) Daireyi yap-bozdaki yerine koyduğunda alkışladığımızı farkedince ise bizden alkış koparmak için daireyi yerine koyup, alkış bekledin, biz alkışladık sen yeniden koydun.... bu kısmında bende çok eğlendim :) Miniminnacık araban ise hala favori arabaların arasında buna bende sevindim.